10 Eylül 2013 Salı

HASAN KEYF MİNARELERİN HİKAYESİ

 
 

Arabadan iner inmez çocuklar etrafımızı sarıp, tarihi anlatmak için birbirleriyle yarışıyorlar resmen .Sıcaktan yanakları kızarmış .Gözleri parlak çocuklar. Sevimli çocuklar.
Biz gezmeye devam ederken yanımızda yavaş yavaş ilerleyen ramazan 7 yaşındaymış ve bize anlatmaya başladı efsaneleşmiş hikayeyi.
Yazılı kaynaklarda bulunmayan. Ama insanlar arasında  çeşitli şekilde anlatılan bi kaç hikaye var.
Ancak bu hikayeleri gezerek görebilen tarihi yaşayan şanslı kişilerdeniz. Çünki yakın zamanda baraj yapılıp bütün tarih sular altında kalacakmış.biz ise sadece fotoğraflarına bakıp gelecek nesillere anlatabileceğiz.
Gelelim bu minarelerin bize anlatılan hikayesine.
Sultan Süleyman Camii minaresi yapımında usta ve kalfası arasında çıkan inşaat tekniği hakkındaki anlaşmazlık nedeniyle usta işten kovar kalfayı. Kalfa bu durumu içerleyip El Rızk Camii nin minaresinin yapımına başlamış. Usta kendinden emin bi şekilde inşaatına devam ederken, kalfa içten içe daha iyi bi minare yapmak çabası içindeymiş.
   Her iki minarede ihtişamlı bi şekilde yükselmeye devam ediyormuş. Ancak kalfa yaptığı bir teknik özelliği herkesten sır ğibi saklıyormuş.
   Ancak halk kalfanın yaptığı minareyi daha ihtişamlı, gözterişli ve zarif olduğunu söylüyormuş.
   Kalfa minareyi ustasınınkinden kısa bir süre önce bitirip açılış töreniyle halka sunmuş. Ustasınıda çağırıp gezip görmesini istemiş, kalfa aşağıdayken usta minareyi gezme amaçlı merdivenlerden çıkmaya başlamış ve kalfayı yukarda gördüğünde çok şaşırmış.
   Sen nasıl çıktın buraya diye sorduğunda ise çif yol tekniği yapmış olduğunu gören usta bu durumu kendi yenik düşmüş hissettiği için ve halkında kalfanın yaptığı minareyi övmesi sebebiyle bunalımda olduğu için kendini aşağıya atar ve ölür.
    Bu yüzden gördüğünüz  gerideki minare yapımı yarım kalmış, efsaneleşen hikayeler ortaya çıkmış.

   Hasan keyf sular altında kalmadan gezip görün derim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder