6 Kasım 2014 Perşembe

SÜTLÜ AŞURE

Aşure en sevdiğim tatlılardan biri. Nedense aşure ayı gelmeden yapılmaması gereken bi tat gibi, yıl boyunca beklemek zor geliyor bana.
 Ee geldiyse o mukaddes an yapılmalı hemen koca bir hatta iki tencere aşure.
 
Malzemeler.
2 su bardagı fasulye
2 su bardagı nohut
3 su bardağı yarma
İncir
Kuru kayısı
Kuş üzümü
Fındık
Susam
Karanfil
Vanilya çubuğu yada toz vanilin
2 kaşık nişasta
Yeteri kadar şeker
Limon kabuğu rendesi
Elma kurusu
Portakal suyu
1 çay bardağı haşlanmış pirinç
2su bardağı süt


Kısacası istediğiniz herşeyi koyabilirsiniz. Malzemeler az fakat sayıca çok olursa okadar bereketli olurmuş.
 Haydi bakalım , akşamdan nohutu, fasülyeyi, yarmayı ıslatıp yatalım :)
Sabah büyük bi heyecanla uyanıp ıslanıp şişen kuruları, haşlayalım.
 Yarmayı biraz sulu pişirip, nohut fasülye ile bir iki taşım kaynatalım ki birbirlerine kaynaşsınlar.
 Dogradıgımız kayısı ve incirleri ayrı bi tencerede az haşlayıp, büyük tencereye katalım, süt ve karanfil hariç diğer malzemeleri ekleyip kaynar su ilavesi ile kaynatmaya devam edelim.
  Arzuya göre şeker ilavesi yapıp, kaynar sütü ekleyip, karanfilide atalım.
Tabi su ayarı arzunuza kalmış.
  Amaan aslında kolay bi iş aşure aşı. Herşeyi kat karıştır, pişir ye :)
İlk defa deneyecek olanların ellerne sağlık şimdiden.

23 Eylül 2014 Salı

OĞLUM TEOMAN

 Artık 30 haftalık hamileyim ve geri sayım başladı. 21 mart cuma günü nasıl heyecanla ögrendiysem içimde büyüyen can 'ı hala aynı heyecan içersindeyim. Teoman artık koca adam oldu, iyice güclendi çünki tekmeleri baya kuvvetli :)  ama nasıl mucizevi bi histir anlatılamaz bi olay.
 Tabi hamile deyince akla ilk gelen ,inip çıkan düzensiz hormonlar sebebiyle dengesiz bi kadın. O çok sevdiğim sevdiceğim bazen hiç görmek istemediğim bi adam oluyor. İki dakka sora sevği manyagı yapıp sevesim geliyor :) ah bu hormonlar. Olur olmaz sinirlenmeleriminde farkındayım.
 Çevremdekilere elimden geldiğince hissetirmiyorum. Ki biliyorum benim için ve teoman için bu yaptıgım sakıncalı bişey.
 Ben kendi kendime sinirlenmeye devam edeyimki daha sonradan hormonların etkisiydi diye kendimi anlatmak zorunda kalmayım.
 Zaten kendimi ifade etmekte sıkıntı yaşıyorum.
 Aslında en iyisi hiç konuşmamak ve sadece uyumak.

 Teomanın odasını hazırlıyoruz yavaş yavaş. Herşey benim elimden geçsin istiyorum. Özenle hazırlanıyorum.
 Zamanında gel minnak savaşçı. Sağlıkla doğ oğlum.





10 Ağustos 2014 Pazar

25.hafta




 Tatlı telaşlarmış gece uykusuzlukları, ki ben uyumayı çok seven ben, içimde oynaşan küçük adamın hareketli ellerini , ayaklarını hissedip uyanır oldum ; gecelerin bilmem kaçında.
  25 haftalık oldu minnoş ama hala bi ismi yok :) zor işmiş isim bulmak. İlerde memnun olacağı düşüncesi ile isim aramak zormuş.
   Bizim minnoş artık rahatlıkla dünya seslerini duyup tepki verecek kadar büyümüş. Gün içinde konuşmalarıma tepki veriyor :) yada deli gönüle teselli her hareketi ben üstüme alınıyorum.
  Müzik dinlemeye , hikayeler okumaya devam.
  Yolun yarısını bitirdik oğlum, kıyafetler almaya başladık. Minik tulumlar, eldivenler, şapkalar... ne güzelmiş eksik bişey kalmasın telaşları.


 

  Kendime not: kanım düşük çıktı. İçmeyi unutulan kan ilacı düzenle içilmeye başlandı.
  Tuhaf yerlere giren kramplarla başım dertte:(
   sürekli acıkan, ne yesem diye mutfak kedisi gibi dolaşır oldum.
   ha bide 5 kilo aldım şuana kadar :)

19 Temmuz 2014 Cumartesi

HAMİLELİKTE BURUN KANAMASI



  Uzun zamandır ara ara burnum kanıyordu, fakat son 1 haftadır herğün kanayan bir burunla başbaşayım
  Açıkçası bu tarz burun kanaması olacagını biliyordum ve bekliyordum fakat nekadar hazırlıklı olursam olayım, korktum.
  Aslında hala korkuyorum tekrarlandığında.
  Buğün tekrar bi araştırma yaptım ve bildiğim şeyleri okudum tekrar tekrar.
  Belki okumak isteyen olur diye burayada yazıyorum. Hamilelikte burun kanamaları normaldir.
  Bol sıvı ve c vitamini almayı ihmal etmemeli ve tabiki burun kanamalarınızdan doktorunuza mutlaka bahsedin.



Gebe bir kadının günün herhangi bir anında ortada hiçbirşey yokken birden burnunun kanamaya başlaması çok da nadir karşılaşılmayan bir durumdur.
  Bu kanamalar birkaç damla olabileceği gibi zaman zaman çok daha şiddetli olabilir. Kanamalar bazı kadınlarda ara sıra görülürken bazı kadınlar ise hemen hemen hergün benzer kanama atakları yaşayabilirler.
  Tekrarlayan burun kanamaları gebelikte çok sık karşılaşılan yakınmalardan birisidir ve can sıkıcı olmasına karşın çoğu zaman anne adayı ve bebek açısından zararsızdır.
  Gebe olsun ya da olmasın hemen hemen herkes hayatının bir döneminde burnundan kan gelmesi durumu ile karşılaşmaktadır. Bir o kadar kişi de sümkürmediği taktirde fark etmediği kanamalar geçirmektedir.
  Çok nadir olarak da kişiyi ve çevresindekileri panikletecek kadar şiddetli kanamalar olabilir.Gebelikte neden burun kanar?
  Normal popülasyona göre gebelerde burun kanamasına daha sık rastlanmaktadır. Bunun temel nedeni bebeğin ve anne adayının sağlığı açısından gebelik sırasında damarlarda dolaşan kan miktarının artmasıdır. Kan miktarı arttıkça burun mukozası içindeki ince ve yüzeyel kan damarlarının maruz kaldığı basınç da doğal olarak artar. Zaman zaman bu ince damarlar artan basınca direnemez ve damar duvarı yırtılarak kanamaya neden olur.
  Burun mukozasının kuru kalması, şiddetli sümkürme, burnu ve ağzı tıkayarak hapşırma gibi faktörler de basınç artışına pozitif etki ederek kanamayı tetikleyebilir.Gebelikteki burun kanamalarını kan hacmindeki artıştan sonra en sık tetikleyen durum burun mukozasının kronik kuruluğudur.
  Ayrıca sigara kullanımı da damarların kırılganlığını arttırmaktadır.Burun kanamasının etkileri nelerdir?Gebelik sırasında burun kanaması yaşayan kadınların ne kendileri ne de bebekleri açısından endişelenmelerini gerektirecek bir durum yoktur.
  Genelde kanamanın miktarı son derece azdır. Çok nadiren de olsa kendiliğinden ya da alınan basit önlemler ile durmayan kanamalar olabilir.
  Kanama durumunda neler yapmak gerekir?
  Öncelikle oturmak gerekir. Uzanılması durumunda kalp ile burun hemen hemen aynı seviyeye geleceğinden önerilmez.Burun kökünün yani burun kemerinin üzerinden kuvetlice bastırarak beklemek gerekir. Bu bekleme süresi yaklaşık 10 dakika kadar olmalıdır. Baskı daha erken kaldırılırsa kanın pıhtılaşması için yeterli süre sağlanamadığından kanama durmayabilir.Burun köküne buz uygulanması damarların büzüşmesine neden olacağından kanamanın durmasına yardımcı olacaktır.
 Kanama devam ederken uzanmanız kanın yutağa doğru akmasına neden olur. Bu kanın yutulması bulantı ve kusmayı tetikleyebilir.
 Kanama durduktan sonra yaklaşık 10-12 saat kadar sümkürmemeye dikkat edin .
 Burun kanaması önlenebilir mi?
 Alınacak bazı basit önlemler ile burun kanamalarının önüne geçilebilir. BunlarÇok şiddetli şekilde sümkürmemek ,Hapşırırken ağız ve burnu kapatmayarak basıncın burun delikleri yolu ile atılmasına olanak sağlamak ,Özellikle gece yatarken havanın kurumasını engellemek. Bunun için özellikle kış aylarında ısıtıcıların üzerine geniş bir kapta su koymak ya da soğuk buhar makinesi yardımı ile odanın nemini arttırmak yeterli olacaktır.
 Burun mukozasının kurumasını önlemek için burna tuzlu su ya da deniz suyu sıkmakYeteri kadar sıvı almak ve bol su içmek Fazladan C vitamini almak damarların yapısını güçlendirerek kanamaların azalmasına yardımcı olabilir. Bunun için günde fazladan alacağınız 250 mg C vitamini yeterlidir.      Doktorunuzla bu konuyu görüşebilirsiniz.
 Burun kanaması nasıl tedavi edilir?
 Burun kanamaları genelde hastanede tedaviyi gerektirmeyen sorunlardır. Ancak basit önlemler ile durmayan ya da sık tekrarlayan kanamalar varlığında tıbbi müdahale gerekebilir. Kanamanın durmadığı hallerde burun içine tampon konulması genelde tedavi sağlar.Öte yandan durmayan ya da sık tekrarlayan kanamalarda Kulak Burun Boğaz uzmanları tarafından bazı kimyasallar kullanılarak açık damar uçlarının kapatılması yoluna gidilebilir.

10 Temmuz 2014 Perşembe

EVİNİZE RENK KATIN

  Üç beş metre kumaş, hayal gücü, beceri ve bolca cesaret ile sıkıldığınız aynı renk eşyalardan kurtulmak bukadar kolay. Eskiyeni atma taraftarı değilim kesinlikle , bişiyler ekleyip çıkararak can katılabilir.
   Yeni eve taşındığımız için henüz, yeni yeni tamam olabiliyo yaşam alanımız. Velhasıl kelam perde için ve kırlentler için Ankara'nın meşhur Çıkrıkçılar yokuşuna uğrayıp, kumaşlar aldık.
   Eski performansım yerinde değil ,malum bu minik bebiş enerjimi içten sömürüyor resmen. Geç te olsa evin renkli halini görün istedim. Beğeni ve önerilerinizi merakla bekliyorum.


3 Temmuz 2014 Perşembe

MİNİK AYAKLARIN, MİNİK ELLERİN VE MİNİK KALBİNLE UĞURLA GEL BEBEĞİM



   Nasılda bekledik yolunu, hasretle, özlemle ve binbir korkuyla. Acabalarla dolu geçen her gün, her ay özleminle doldu.
   Öyle güzel bi anda varlığını bildirdinki umut oldun yaşamıma. Düşünüyorumda; söylenecek ne çok şey varken, anlatamamak ne zor. Tarifi yok seni sevmenin... Mucizeye tanık oluyorum her gün. Minik ellerin ve ayaklarınla içimde kımıldadığın her an gözlerim doluyo. Şükürler olsun...
  Artık yolu yarıladın minik savaşçı. Buğün tam 18 hafta 4 günlük kocaman bi minik adam oldun. Evet ya minik bi adam. Bi oğlumuz olacağını ögrendik. Sakın erken geleyim diye acele etme. Daha zamanın var .hem erken gelirsen giyecek kıyafetin falan yok haberin olsun beyefendi.
  Aldığım tek şey bu uğur böcüklü patikler :) minik ayaklarınla uğur getir evimize.
  Saglıkla doğmanı bekliyoruz, büyük bi heyecanla.

15 Mayıs 2014 Perşembe

İŞÇİNİN HAKKI OLMAYAN YERDE YAŞIYORUZ

Söylenecek çok şey varken, boğazıma düğümlenen acının tarifi yok.
Kaç ocak söndü, kaç çocuk babasız kaldı, kaç eş yarım kaldı , kaç aile evlatsız kaldı...

Hiçbir işçinin hakkı yok, en çok söz sahibi olması gerekenlerin hakkı yok.
Kaza değil cinayet bu yaşanan.



18 Nisan 2014 Cuma

ANNE YEMEĞİ



 Bizim evde yazın pişen, en sık, pişen yemektir patlıcanın her hali. Herkesin annesinin bazı yemeklerinin tadı unutulmaz ya, işte türlü en sevdiğim yemektir anne elinin deydiği.
  Evlenip, mutfak sahibi olunca aynı şekilde pişen ama tadına bakınca, yok ya bu böyle değil dediğim anne yemeği.
 İşte bu noktada anlaşılıyorki el lezzeti muhteşem. Elinde ben olanların pişirdikleri lezzetli olur denir. :) bende iki tane var. Bakın bakalım sizin eliniz benli ve lezzetlimiymiş.
 Aslında kişilerle özdeşleşmiş bazı tatlar var, mesela akrabamız fatma ablanın, çöreği ve cızlaması muhteşem olur. O pofuduk ellerinin lezzeti tam geçer. Annemin halasının, pirinç pilavı mesela , yok böyle bi tat. Nasıl güzel yapar oh miis. Fatma teyzemin ,sütlacının tadı hiç değişmez hep aynı muhteşem lezzet.
 anneannemin keşkek ve lahana dolması. Ben seviyorum diye ben gidince genelde pişirir ve etsiz kavurur bana Keşkek. Gerçi anneannemin dolması pek eksik olmaz evinde.
 Aklıma ilk gelenler bunlardı. Sizinde varmı lezzeti hiç değişmeyen, eş , dost, akraba yemeği.


Tarifini vereyim bide siz tadın bakalım Anne yemeğini.


Malzemeler:
patlıcan
patates
Sogan
Fasülye
Salça
Azıcık zeytinyagı
Kırmızı biber
Domates

Yapılışı:
 Soganı ince küpler halinde dograyıp 1 yemek kaşıgı yagda hafif pişirin. Dikkat etin kavrulmasın , azıcık yumuşasın.
 Salçayı ilave edip küp dogranmış patatesi ilave edip, karıştırın
 Alaçalı soyup küp dogranmış patlıcanı ilave edin.
 Kırılmış fasülyeyide ekleyin
 En son domateside küp dograyıp ilave edin ve su eklemeden önce iyice kavrulmaları için karıştırın arasıra. Su ekleyip kapagını kapatın kaynasın.
 Piştikten sonra tuz ve kırmızı biber ekleyin damak tadınıza göre.
Afiyetle...
 Yanına bir kase yogurtla yemeyi deneyin. Muhteşem ikili benim favorim.

15 Nisan 2014 Salı

ARTAN İPLER NASIL DEĞERLENDİRİLİR

  Hayatımızda zorlu geçen , geçmek bilmeyen bazı zamanlar vardır. Yaşarken durmuş gibi hissedersiniz zamanı. O en zor anda kalakalmış olursunuz zamanda.  İşte öyle zamanlarda kafayı dagıtmak için, günü yaşanır kılmak için , en sevdiğiniz ugraşın içine atın kendinizi.
  Elinizde olan artan iplerle rengarenk parçalar örüp birleştirerek battaniye örülebilir. Hem artan ufak tefek ipler değerlenmiş olur , hemde el emeği göz nuru örtünüz olur.
  Gerçi ben bu battaniyeyi örerken evimde değildim ve ip aldım. Fakat daha çok renk olsa daha güzel olur.




Arkasınada kumaş dikip kullanılırsa.örtünün sarkması engellenmiş olur. Hem daha uzun ömürlü olur, hemde daha sıcak tutar. İsterseniz uygun renk , yada benim gibi elinizde olan bi kumaşı kullanabilirsiniz.



4 Nisan 2014 Cuma

BARDAK ALTLIĞI

Bu tarz şeyleri herzaman kullanmaktan hoşlanmasam da evimde bulunması güzel. Renkli bir sunum istediğimde seçenek olarak sunarım kendime.
 Aslında aklımda değişik planlar var fakat onlar için babama ve atölyesindeki malzemelere ihtiyacım var. Zamanı gelmedi daha demekki ki henüz plan aşamasında.
 Buara boş boş oturmaktan çok bunaldım bişiler dikesim , öresim var. Uzun soluklu bir uğraş olmasın diye bu minik altlıklarını ördüm.
 Şirin oldular.



Yapımı oldukça kolay.


Renkli günleriniz olsun...

1 Nisan 2014 Salı

EVDE AYAKKABI YAPIMI


  4 yıl önceydi sanırım bi çizme aldım. Fermuarlı yada bagcıklı değildi , buyüzden giyip çıkarması benim gibi 40 numara giyen biri için zor oluyodu. Evde birkaç kez giydim, fakat yok içime sinmedi.
  Begenmediğim bişiyi kesmek adetimdir. Hatta bazen kestiğim şeyler için pişman olurum. Bi kazak , pantalon, tişört, çanta kısacası begenmediğim yada şeklinden sıkıldığım herşeyi kesme kabiliyetim var .



Eski hali bu olan çizmeyi kestim :) .boğaz kısmını ayakkabı tamircisinde diktirdim.
Kenarında var olan şerit altına deri parçası yapıştırdım ve püskül olacak şekilde şeritler kestim.
Derisi çok güzel yumuşacık ve yeni halini daha çok sevdim. Makosen esintili mevsimlik bi ayakkabım oldu.
Hemde tasarımı tamamen bana ait olduğu için giymek daha keyifli.


24 Mart 2014 Pazartesi

BAHAR YORGUNLUĞU

  Sanırım bir haftadır yaşadığım olay bahar yorgunluğu. Ah ah iyisin hoşsun da neden insanı uyuşturuyosun be bahar. Zaten keyfine düşkün biriydim ooo dahada bi keyifçi oldum. Hep bi yan gel yat modundayım. Yapılcak işleri ,motive olup kalktığımda bi çırpıda yapıveriyorum. Nasılsa yarım saatte biter diye uyuşukluğa devam :).
 Aslında güzel bişi bu durum, sevdim yani. Buğün akşama yemeğimde var. Benden rahatı yok yani.


Sağlıcakla kalın...

18 Mart 2014 Salı

ÇANAKKALE

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

Çanakkale içinde aynalı çarşı,
Ana ben gidiyom düşmana karşı,
Ooof gençliğim eyvah

Çanakkale üstünü duman bürüdü,
Dokuzuncu fırka harbe yürüdü,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale içinde bir dolu testi,
Analar babalar ümidi kesti,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale içinde sıra sıra söğütler,
Altında yatıyor aslan yiğitler,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale köprüsü dardır geçilmez,
Al kan olmuş bir tas içilmez,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale'den çıktım yan basa basa,
Ciğerlerim kurudu kan kusa kusa,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale'den çıktım başım selamet,
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale içinde vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni,
Ooof gençliğim eyvah.


Şairler destan yazmış, muharrirler hikayeler yazmış, resmetmiş ressamlar. Her birinde aynı duygunun anlatılışı içimizi yakıyor.

Bu çanakkale türküsünü duyduğumda alkıma Sıhhiye eri'nin anlattıgı anlar hatrıma geliyor.
  Bir sıhhiye eri, Ali Osman'ın şahadetini şöyle anlatmıştır:"anafartalarda bir taarruz anında tabur bomba yağmuruna tutuldu. Ateşkes sırasında Ali Osman'ı gördüm. Bir şarapnel sırtını ve belden aşağısını tamamen parçalamıştı. Yanına vardığımda:"Benden iş geçti, sen ötekilere bak !" dedi ve biraz su istedi. Matarayı ona bıraktım. Biraz sonra geri geldiğimde şehit olmuştu. Gördüm ki içtiği su parçalanmış midesi içinde hala duruyor. Anafartalar'da üç çınar vardır. Onları oraya gömdük."
" Anafartalarda, çınarların, çamların dibinde kabir taşları olmayan, nice Koçyiğitler yatmaktadır."

Daha nice anlatılan bizzat görülüp anlatılan, kimi mucize, kimi yaradanın aşkı ile güçlenmiş, aç, kıyafeti yeterli olmayan, silahsız olan çogunluğun  taş, toprak, şarapnel parçalarını geri atıp savundukları vatan uğruna can vermiş şehitler var.


Bir yazarın Çanakkale için yazdığı satırları paylaşmak istiyorum.
 RUŞEN EŞREF ÜNAYDIN'ın kaleminden.

  "Şimdi ıssız görünüşlü tepelerindeki uğultu, sadece rüzgar sanılmasın. Oralarda nöbet bekleşen yiğit tayfaları gülbank okuyor. Karası , ufku, göğü, gecesi, gündüzü alev, tayfun kesilen şu daracık yerlerde , kızgın demirlere ve delinmez zırhlara, canlu saldırış kalelerine karşı boğuşan adsız fedailer onlardı..
Çelikleri büken, eriten ateş onların bedeniydi. Ateşten kanları söndüren onların kanıydı."


Çanakkalede uzunca bir süre kalmak istiyorum. Her karışı gezip, her hikayeyi yaşlı halktan dinlemek istiyorum.Büyük büyük dedem de orda şehit olmuş.mezarını bulamamıştım lisede gittiğim gezide.
Her bir taşa dokunmak, yanında oturup huzur bulmak. Belki kulağıma bi fısıltı gelir şehitlerden. Kim bilir...

Ruhları şad olsun...

17 Mart 2014 Pazartesi

DEKORASYON ÖRNEKLERİ

  Dün sabah herzamanki gibi güneş doğduktan epeeey sonra uyandım:). Fazlaca uyduğum için bazen vicdanım sızlamıyor değil. Erken kalk imren diyorum ve saatimi benim için, erken olan 9 'a kuruyorum, büyük bi inançla , taki o alarm sesini duyana kadar. Aman azcıkdaha uyuyum derken bi bakmışım ki epeyce vakit olmuş:). Erken kalkmayı ama bunu düzenli olarak uygulamayı bir gün başarıcam, umarım.
 Aa konuyu dağıtmadan anlatayım dün sabah uyandım, fakat normal bir uyanış değildi. Acaba buğün evde ne değişikliği yapsam, modundaydım.
 Epey gezindim evin içinde , eşyaları dinledim yerinde memnun olmayan varmı diye, biraz sohbet ettim evimle. Baktım ki salon perdelerim biraz sıkkın, mutfakta kullandığım ve severek , bi heyecanla diktiğim sarı çiçekli perdelerimi salona taktım.
 Mutfak boynu büyük kaldı evet ama orayada puantiye aşkı ile puantiyeli bir perde dikicem. Tabi model ve fiyat olarak uygun kumaş bulduğumda.
 Neyse o sarı çiçekli perdeler salonda yerini aldı. Bence hoş oldu. Şimdilik ikameti burası sarı çiçekli perdelerin.


 
Bakalım sizlerin düşüncesi ne olacak. Beğeni yada önerilerinizi bekliyor olacağım.
 Renkli günler sizinle olsun.


BLOG DEPOSU'NDA ÇEKİLİŞ VAR



Blogunuzun reklamını,belli bir süre sayfasında yayınlayacak olan BLOG DEPOSU'na teşekkür ediyoruz.
Detaylı bilği için linke tıklamanız yeterli.


http://blogdeposu.blogspot.com.tr/2014/03/hazioz-sponsorlugunda-blog-cekilisi.html?m=1

16 Mart 2014 Pazar

BAHAR


Baharın gelişiyle, filizlenip yeşeren tomurcuktan, Yaradanın mucizesi ile gün gün büyüyen tomurcuktan, açık yeşil renkte, başını göstermiş gün ışığına ulaşmaya çalışan yapraklar belirir önce. Kimi insanda umutda yeşerir , kiminde özlenene kavuşacagı gün , kısalır.
Bir. .. iki . .. derken yeşermeye devam eder tomurcuklar. Tamda bu sırada çiçekler baş gösterir, beyaz, pembe, sarı çiçekler.
Kahverengi dallardan önce yeşil yapraklar sonra renkli çiçekler... Kahverengi dallardan...
Mis kokusu ile büyülü çiçekler...
Meyve yolundaki günleri bekler çiçekler , ansızın çıkacak ve kimilerini dalından koparacak olan rüzgardan habersizce...
Bekler, kahverengi dallardaki çiçekler...
.
.
.

13 Mart 2014 Perşembe

PROPOLİS



 Sağlıklı beslenme ve ekolojik yaşama taraftarı iseniz bu mucizevi besin kaynağı olan propolisden haberiniz vardır. Yok ilk defa duyuyorsanız biraz anlatıp sizide propolis kullanıcıları arasına ekleyelim.  Son zamanlarda arı ürünlerine büyük rağbet var. Bal, arı sütü, propolis herbiri birbirinden değerli mucizelerdir. Zaten arıların yaptığı iş çok ama çok hayrete düşürüyor insanı. Biraz araştırınca bilgi deryası olan ,arıların dünyası bir aşka dönüşüyor.Dilim döndüğünce propolisten bahsedeceğim size.
  Arıların kovanlarını steril etmek ve bakterilerden korumak için propolis kullanıyorlar. Çevrelerindeki birçok ağaç, çalı ve çiçeklerden topladıkları reçinemsi yapıdır. Bu maddeyle kovan içini kapladıklarından dolayı kovanda hayat gayet sağlıklıdır.
  Doğadaki en ğüçlü koruyucudur propolis. Çeşitli iltihaplar, ödemler, cilt lekeleri ve problemleri, kan temizlenmesi ve daha bir çok konuda destek sağlar. Kısacası antibiyotik kullanımı gerektiren konularda en iyi koruyucudur.
  Hamileler ve 2 yaş altı için yeterli araştırma yapılmadığı için, kullanılması uyğun görülmüyor. Lakin 2 yaş üstü herkesin, günlük 2 gr  düzenli olarak tüketmesi ile propolis kullanımı  sağlıklı yaşayama destek olur. Ağaç türü ve bitkinin özü ,renği farklı olduğu için ,propolis renğinde ğişiklik olabiliyor.Bu resimde gördüğünüz propolisi, babam arıcılık yapıyo ve o topladı kovandan. İlk hali yani ,biz bu şekilde tüketiyoruz günlük olarak. Lakin toz ve sıvı hale dönüştürülmüş olarakta satılıyor bazı firmalarda.
 Ama tabi bilinen ve ilk hali ile işlem görmeden tüketmek bence en sağlıklısı.
 Saglıklı günleriniz olsun...

10 Mart 2014 Pazartesi

TAŞ OCAKTA TÜRK KAHVESİ




   Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı kalırmış , derler ya. Türk kahvesini çok severim ben , yalnız içtiğim , sevdiceğim çok kahve sevmez ama artık alışıyor :) yani kahvenin yanında bana eşlik edecek herkesle içmeyi severim kahveyi.
   Eve gelen misafire kahve ikram etmek güzel ve naif bir alışkanlık. Herkes alışsa keşke. Bu bir kültürdür ki taa Osmanlıdan gelen.
  Biliyormusunuz Osmanlı zamanında misafire kahve ikram edilirmiş yanında su ile. Eger önce suyu içerse misafir derhal sofra kurulup karnı bir ğüzel doyurulurmuş, yok direkt kahve içmeye başladıysa karnının tok olduğu anlaşılıp, sofra kurulmazmış.
  Velhasıl kelam kahve kültürünü canlandırmak lazım.

Kahvenin hatırıyla ilğili de bir hikaye var ki ,sizinle paylaşayım.

   Vaktiyle istanbul'da yemiş iskelesi'nde kahvecilik yapan ve başından türlü maceralar geçtikten sonra âmâ düşen bir adamdan naklen üsküdarlı halk şairi vasıf, ondan da naklen reşad ekrem şöyle kaydediyor       Bu adamın bir gün kahvehanesine bir yeniçeri gelip,
– hey arkadaş! müşterilerine birer kahve yap, lakin şu kafire yapma! demiş.kafir dediği de bir köşede oturup nargile içen bir rum gemi kaptanı imiş. ama, hiç süphesiz ki o zaman gözü açık, birer kahve yapıp vermiş. en sonra da iki kahve yapıp
- kaptan, biz de seninle içelim; diye rum müşterinin yanına oturmus.
 yeniçeri,
– heeyy! ben sana o kafire kahve yapma diye tembih etmedim mi? diyince kahveci de,
– kaptana yaptığım kahve senden degil, ocaktandır ağa! cevabını vermiş.aradan zaman geçmiş. sisam adasında büyük bir isyan baş göstermiş. kahveci de yeniçeri ocağında kayıtlı asker olduğu için adaya sevk edilmiş. askerin arasında suyu bulduğuna göre sisam'da asi olan rumlar, ele geçirdikleri türk esirleri bir meydanda müzayede ile satarlar, arttırıp alan da hemen boğazlayıp kesermiş. müzayede ile esir satmaktan kasıtları da, isyan hareketini beslemek için bir nevi yardım toplamakmış.
Gün gelmiş, yemiş iskelesi'nin kahvecisi de rumların eline esir düşmüş ve diğer esirlerle birlikte o meydanda satışa çıkarılmış.
İstekliler kaç kişi ise karşılarına dizilmişler, bekleşirler miş...
o sırada tepeden tırnağa silahlı bir rum gelmiş. bunları gözden geçirdikten sonra bir iskemleye oturmuş. müzayede de başlamış. ilk, bir paradan başlarlarmış. bir can da beş paraya, on paraya kadar çıkarmış. sıra kahveciye gelince iskemlede oturan o sılahlı adam yekden,
– beş kuruş! diye bagırmış.arttıran olmayınca da esiri alıp bir muhafız nezareti altında şehirden çıkarmış. zavallı kahveci, "beni beş kuruşa aldıgına göre kimbilir ne gibi iskencelerle öldürecek." diye düşünürken, ıssız bir yerde o silahlı rum
-korkma, demiş, sen beni tanımadın ama ben seni tanıdım.
hani bir yeniçeri bana hakaret ettigi zaman sen onu dinlemeyip bana kahve ikram eden yemis iskelesi'ndeki kahveci degil misin?

Kucaklaşıp öpüşmüşler...


Sevdiklerinize, ilk tanıştıklarınıza, içinizin ısındıklarına kahve pişirin lakin şöyle taş ocakta pişmeli o kahve. Taş ocakta pişmiş kahve içmediyseniz türk kahvesi içtim demeyin bence. Sorup soruşturun nerde pişermiş , bulup için ne demek istediğimi anlarsınız.
  Sülüklü han da içtim bi kahve aman allahım dedim içerken ilk yudumda köpüklerini hissettim, ardından tatlı acımsılığını lakin yumuşak, akışkan ama leziz diğer yudumları ile her defasında yok böyle bir lezzet dedirtiyo bu taş ocakta pişen kahve.

   Evde pişirmek için taş ocak nerden bulunur napılır araştırma içersindeyim...
   Bulurum yakında merak etmeyin ama.
Hadi sizde bulun bi taş ocak kahvecisi ve bakın tadına.

Şimdiden afiyetle...





6 Mart 2014 Perşembe

İZNİNİZLE İZNE AYRILIYORUM




       Son üç gündür kaç paragraf, kaç satır, kaç cümle oldu yazıp yazıp sildiğim inanın takip edemedim.
     
     

Görüşmek dileği ile.

3 Mart 2014 Pazartesi

KAVRULMUŞ BADEM


Tarçın severmisiniz...
Eğer sevmiyorsanız faydalarından birkaçını söyleyeyim ;
-kan şekeri düşürmede yardımcı
-faranjite karşı dirençli kılar
-yorgunluk gidericidir
-mide dostudur
-zihin yorgunlugunu alır
-bağışıklık sistemini güçlendirir
-migrene karşı önleyicidir
-stres ve gerginliği alır


Gibi birçok faydası olan tarçın her bitki hibi ölçülü kullanmalı. Aşırıya kaçmadan tüketilmeli.

Peki badem severmisiniz...
Kısacıkta bademin faydalarından bahsedeyim;
-omega 3 kaynagı
-kalp ve damar dostu
-tansiyonu düşürür
-kemikleri güçlendirir
-kemik erimesini önler
-hamilelik döneminde tüketildiğinde bebek gelişimi için önemlidir
-yaraların iyileşmesinde destekçi
-tokluk hissi verir
-kan pıhtılaşmasını engellemeye yardımcı (bence en önemli lerinden biride bu. Benim gibi kan pıhtılaşması sorunu olanların düzenli badem tüketmesi kullanılan ilaçlar yanında destekçi besin kaynagı olabilir)



    Badem ve tarçın faydaları arkasından hemen çıtır çıtır bir atıştırmalık tarifi vereyim.
    Ama dikkatli olun bağımlılık yapabilir bu çıtır bademler.
 
   Aslında tarifte esmer şeker kullanılıyor lakin evde olmadığı için deneme amaçlı normal şekerle yaptım ve sonuç mükemmel oldu. Birdahaki yapışımda esmer şeker kullanıcam.

Malzemeler:
200 gr tuzsuz badem
200 gr şeker
200 gr su
Ben bol tarçınlı yaptım 2 yemek kaşıgı
1 tatlı kaşıgıda karabiber ekledim

Yok bben yapılışını resimli görmek isterim derseniz. Buyrun komşu blog sayfasına davetlisiniz.
http://sinfeyyemek.blogspot.de/2013/09/kavrulmus-sekerli-badem.html?m=0
 Bu link ten ulaşabilirsiniz.


Sıcak yemeside ayrı ,Soguduktan sonra ise ayrı bir keyif.
Badem şekeri çıtırlıgında aromalı bir lezzet.

Afiyet olsun...

1 Mart 2014 Cumartesi

LİMONLU KURABİYE





    Limon sevdası ayrı bir tutkudur. Ne demek istediğimi ancak bir limon sever anlar. Buğün canım böyle limon ekşiliğinde lakin çıtır bir kurabiye isteyince ufak bir araştırma sonucu uydurmasyon malzeme ve ölçüler ile bir karışım yaptım ve işte tamda aklımdan geçip ruhumla ve sevğimle birleşince bu tarif ortaya çıktı.
   Bu kurabiyeyi ısırıp gözlerinizi kapatın ve çiğnemeye başlayın , o limon kokusu önce içinize dolcak arkasından tatlı mayhoşluk tam yutkunurken bogazınızı yakıp geçerken o çıtır şeker taneleri , mayhoşluğun yerine geçip tatlı bir esinti kalcak damağınızda. Bir tane daha , bir tane daha yerken limon sevdalıları kulubüne hoşgeldiniz tabelası gözünüz önüne gelicek.
   Merakta bırakmadan tarife geçeyim.

 Malzemeler:
2 çay bardağı zeytinyağı
1 çay bardağı toz şeker
1 limon suyu
2 limon kabuğu rendesi
1 adet kabartma tozu
Yeteri kadar un

Üzeri için toz şeker.

Un hariç diğer malzemeler güzelce karıştırılır ve azar azar un ilavesi ile ele yapışmayacak kıvamlı yumuşak bir hamur yoğurun.
 Fırını 180 dereceye ayarlayıp. Yağlı kağıt serili tepsiye ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp yuvarlayın ve üzerine bastırıp, her iki tarafınıda şekere bulayıp tepsiye dizin.rengi hafif değişene kadar 8 ila 10 dakika yeterli olur pişirin. Fakat kurabiyenin kalınlıgı pişme süresini değiştirir. Kontrol ederek pişirin.ve tepside dinlendirip.sonra servis yapın.

  Yapıp beğeni yada önerilerinizi bildirin lütfen. Bekliyor olacağım.

Afiyetle..


28 Şubat 2014 Cuma

DANTEL KULLANIM ALANLARI

   Dantel evet göz nuru en büyük zahmet ve beceri gerektiren elişlerinden biri. E hal böyle olunca kullanmasıda kıymetli oluyor, lakin ben kesip orjinalliğinden uzaklaştırıp kullanıyor olsamda evimin birçok yerinde minik , dantel dokunuşları var.
   Sonuç olarak çekmecede yıllanmaya bırakmadan gün ışıgına kavuşturuyorum , annecimin el emeklerini.
   Bu kullandığımda havlu kenarı , ama birleştirip petek üzeri örtüsü yaptım ben.
   Gözüme güzel göründü peteğin bu hali.Dün yaptım hemen sizinle paylaşmak istedim.



Küçük dokunuşlar , büyük değişimlerin başlangıcıdır. Evinizde dikkatli gözlerle inceler halde vakit geçirirseniz eğer, nereye hangi değişiklik olur, size fısıldıcaktır. Magaza görünümlü , herşey satın alınmış evlerde oturmayalım. Kendi iç dünyamızın ruh halini yansıtalım yaşadığımız yere. Görüceksinizki içgüdülerimiz daha huzurlu bir ortam oluşturmamıza olanak sağlayacak.


25 Şubat 2014 Salı

HALLEY





   Evim her an miis gibi kurabiye kokusu dolu olsun. Heran fırından yeni lezzetler dolu tepsiler çıksın istiyorum. Hamuru yoğururken ki kıvamından nasıl olacagını biliyorum kurabiyenin. Agızda dagılan mı yoksa daha sıkı bi kurabiyemi olacak hamur kıvamından belli oluyor.
   Aslında sadece yapıp pişirmek ve o muhteşem kokusu ile büyülenmek bana yetiyor. Yaptıklarımdan çok yemem. Çünki benim ilği alanım kokusu.
   Yan komşum hep yapıyosun yapıyosun bize yediriyosun diyo. Sevdiğim insanlarla paylaşmak güzel.
   Daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi , satın aldığımız, dışarda yediğimiz herşeyi evde yapabiliriz. Heleki paketli abur cuburları yemeyip, yedirmeyelim çocuklara. Herşey annelerin elinde. Azcık mutfak bilğisi, çokca saglıklı yaşam isteği ile  herşeyi yapıp daha sağlıklı nesillere sebep olunabilir.

Gelelim bu güzel tarife

Kurabiyesi için:
1 paket yumuşak margarin yada o ölçüde tereyağ
1yumurta
1 çay bardağı pudra şekeri
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Aldıgı kadar un.

İç harçı için:
2 buçuk su bardağı süt
4 yemek kaşıgı şeker
3 yemek kaşıgı un
1 yemek kaşıgı nişasta

Üzeri için:
 Çikolata sosu
Yeteri kadar süt

Yapılışı:
Kurabiyesi için gerekli malzemeler ile yeteri kadar un ilavesiyle normak kurabiye kıvamında hamur yogurulur.
Unlu tezgahta hamur oklava ile açılıp (kalınlıgı size kalmış)
Çay bardağı ile yuvarlaklar kesilir.
Tepsiye dizip 180 dereceli fırında pişirilir.

Bu bisküviler böylede çok leziz olduklarından bu halde bile kalabilir.

Ara kreması için  gerekli olan malzemelerle koyu kıvamlı bir muhallebi olana kadar karıştırarak pişirin.
Biraz soguduktan sonra , pişen kurabiyenin üzerine krema koyup üzerine bir kurabiye daha kapatın.
İç malzemesinin çoklugunu kendiniz ayarlayın.


Üzeri için gerekli olan çikolata sosunu arkasındaki tarife göre pişirip.
Bu muhteşem sandviçlerin her yerini kaplıcak şekilde sosa bulayın.

Bu bisküvilerin arasına dondurma koyup yemeyide deneyin mutlaka, satılan sandviç dondurmadan daha lezzetli.

Afiyet olsun.
Bu arada yapıp deneyenler benide haberdar edin beğeni yada önerileriniz için bekliyor olacagım.



18 Şubat 2014 Salı

VAZO YAPIMI

  Herkesin evinde vazo olmayabiliyor. Benim bi vazom yok lakin çok sayıda kavanoz ve irili ufaklı cam şişelerim var. Yeni bir şeyler almadan önce elimizde olan malzemeleri kullanmak taraftarıyım.
  El emeği , göz nuru olunca kullanması daha kıymetli oluyor.
  Dantel havlu kenarıda mutlaka herkesin evinde olur. Bende bolca var. Her biri farklı amaçlar için kullanılmayı bekliyorlar. Dantel kullanmayı seviyorum , lakin öyle ulu orta yerlerde değil. Bu projedeki gibi ufak ama vurucu yerlerde kullanmak tam benlik.
  Ayrıntıya bakıldığında şaşkınlık uyandıracak aynı anda gülümseticek göreni.





Zarif ama bence iddalı bi vazo.
Gösteriş ayrıntıdaysa güzeldir, kıymetlidir. Bakan gözler tekrar tekrar bir objeye takılıyorsa, heleki sahibinin eli, gözü, fikri, hayalleri, yaşayamadıkları, yaşadıkları,... daha bir çok şeyi barındırıyorsa daha kıymetlidir , tekrar tekrar o objeye bakan gözlerdeki hoşnutluk ve iyi hisler...




17 Ocak 2014 Cuma

KREM ŞANTİLİ POÇA

Krem şantili kurabiyenin ardından birde poça yapılıyormuş. Aslında yerken krem şanti tadı hissedilmiyor fakat o bildiğimiz poçalarda olan ekmeğimsi tat yok. Marketlerde satılan sandviç ekmekleri olur ya onun gibi yumuşak ,hafif tatlı , agızda kolayca dagılan  bir tadı var. Denemek isteyenler için buyrun tarife.

Malzemeler:

2 buçuk su bardagı süt
1 küçük paket kuru maya
1 paket toz krem şanti
1 yemek kaşığı şeker
1 yemek kaşığı tuz
100 gr margarin oda ısısında
Yarım su bardağı sıvı yağ
2 yumurta akı hamura.sarısı üstüne
Aldığı kadar un

İçi için:
Evde ne varsa onu koyabilirsiniz.
Ben peynir, maydanoz karışımı hazırladım.
Yapılışı:

Yumurta sarısı hariç.
Ilık olarak ısıttığımız sütü ve un hariç tüm malzemeyi derin bir kapta güzelce karıştırın. Unu azar azar ekleyip yogurmaya devam edin. Yumuşak bir hamur elde edip mayalanması için, üzerini güvelce kapatıp 1 saat kadar bekletin.
Mayalanan hamurdan yumurta büyüklüğünde parçalar koparıp az unlu tezgahta fazla hamurla oynamadan şekil verip tepsiye dizin.
Tepside 10 dakika kadar bekletip üzerine yumurta sarısı ve çörekotu ile 180 derecede önceden ısıtılmış fırında üstü kızarana kadar pişirin.

Afiyetle...




16 Ocak 2014 Perşembe

AYAKKABI KUTULARI DOLDURMACA

Yeni alınan ayakkabılar bir heves giyilir , lakin kutuları bir köşeye atılır. Hem saglamlığı hemde boyutu bir çok amaç için kullanmaya müsait.
 Arkası yapışkanlı desenli kağıtlar vardır bilirsiniz. Onlarla güzelce kaplayıp çeşitli şekillerde düzenleyici olarak evde yer alabilir.
  Ben mutfakta dolap içine yerleştirdim ve içine bakliyatlarımı doldurdum. Cam kavanozlar içinde. Hem düzğün bir görüntüye sahip dolap içlerine sahip oluyorsunuz, hemde kullanılmayan ayakkabı kutuları değerlenmiş oluyor.



13 Ocak 2014 Pazartesi

KONUK YAZAR OLMA MACERAM


    Blog yazmaya yeni başladım ve bu yolculuk sırasında hobi keyif isimli blog yazarı elif hanım, ilk izleyicilerimden oldugu için benim için özel bir yerde.
    Konuk yazar ağırlıyormuş pazartesi günleri, bu beni çok heyecanlandırdı. Hemen kendisine konuk yazar olabilirmiyim diye sordugumda, büyük bir nezaketle yazımı göndermemi istedi.Benim gibi yolun başında birini kabul ettiği için çok teşekkür ediyorum kendisine.
   Sizde oradaki yazımı okumak isterseniz ve bu kıymetli elif hanım neler yazmış diye merak ettiyseniiz.
http://hobikeyif.blogspot.com/2014/01/imrence-duslerden-plastik-kasklarn-geri.html buyrun sizi sayfaya davet edelim.
  Keyifli vakit geçirmeniz dileği ile.



12 Ocak 2014 Pazar

KANDİL SİMİDİ

 





 Kandil olduğu zamanlar pastanelerde çabucak biter, kandil simitleri. Kiminin yalnız içtiği çaya duayla eşlik eder aşkla. Kiminin evinde kalabalık topluluga davet edilir. Ah o pastanelerde yapılan bazı nam namlar varki beni benden alıyor. Acaba bi pastanenin imalathanesinde çalışmak istesem kabul ederlermi ki. Negüzel bütün merak ettiklerimi ögrenirim.
  Hani pastaneden alıp bir çırpıda bitirdiğimin simitler varya, bu tarif tamda öyle bi tarif. Hızlı bir dokunuşta parçalanan üğüm üğüm, agızda hoop diye kaybolan bir simit, bol susamlısından hemde.


Malzemeler:

Oda ısınında yumuşamış bir bütün margarin
1 yumurta sarısı içine beyazı üstüne
2 yemek kaşıgı mahlep
1 buçuk tatlı kaşıgı tuz
1 çay kaşıgı şeker
1 paket kabartma tozu
Yeteri kadar un

Üzeri için:
Yumurta beyazı
Bol susam

Yapılışı:

Margarin, yumurta, tuz, şeker, mahlep, kabartma tozunu kaba alıp parmak uçlarınızla yoğurun.avuç içinizi malzemelere çok dokundurmayın. Unu yavaş yavaş ekleyin ve hala parmak uçlarınızla çalışın. Hamuru dinleyin nekadar un istediğini size söyleyecektir. Mutfakta neşeli olun , şarkı söyleyip, dans edin. Ve yaptıgınız, pişirdiğiniz herşey tat olarak boyut değiştirmiş olacak.
Hamur un ihtiyacını karşıladıgında, fırını 180 dereceye ayarlayın kendini simitlere hazırlayadursun.
Ufak parçalar koparıp yuvarlak şekil verip önce yumurta akına sonra susama batırıp , yağlı kagıt serili tepsiye yerleştirin.
 Fırınla buluşturup kızarmalarına izin verin.

Afiyetle...




10 Ocak 2014 Cuma

BEŞ ŞİŞLE ÇORAP NASIL ÖRÜLÜR

Severek takip ettiğim HOBİ KEYİF isimli blog arkadaşım nasıl ördüğümü anlatmamı istedi. Aslında kendiside gayet güzel örğüler örüyor. Bendende böyle bi istekte bulununca dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

İlk önce tek bir şişe 30 ilmek atarak başladım.
İlk sırayı normal ördüm
İkinci sırada ilk ilmegi örmeden diğer şişe aldım, ve bir tane kestim. (Yani iki ilmegi birlikte örüp tek ilmek yaptım)
Diger şişe geçtiğimizde yine ilk baştakini örmeden alıp diğerini kestim.
Bu şekilde sağlı sollu iki taraftan kesmeye devam ettim
Taa ki ayagınıza ölçüp parmaklarınızı kapatan örğüye ulaşana kadar kesmelere devam edin.


Şimdi hala iki şişle örmeye devam ediyoruz.
Tüm ilmekler tek şişteyken kenardan bir ilmel alıp şişe takıyoruz yani örnek veriyorum sayıyı. Misal şişte 15 ilmek varsa daha önce örülen alt sıranın en sonundan bir ilmek alıp şişe takıyoruz.
Saglı sollu iki taraftanda örmeden önce ilmek alıp 30 a tamamlıyoruz.

Sonra bu 30 ilmeği iki şişe pay ediyoruz.15 ilmek birine 15 ilmek birine.
Örerken görüceksiniz diğer taraf boşta kalıyor ve tığ yardımı ile 3.şişe 15 ilmek alıp
4.şişe 15 ilmekdaha alıp
Toplamda 4 şişe 30 ilmegi paylaştırmış oluyoruz.
Şimdi 5.şişimizde örüyoruz.
Bir şiş hep boşta kalcak ki örerken kullanalım diye.



Ayagınıza giyip bakın topuga geldiğinde örğü
Üst taraftaki ayagın üstündeki iki şiş oldugu gibi kalcak.
Alttaki iki şişle devam edicez şimdi
Burunda yaptıgımız gibi sagdan soldan birer ilmek keserek örüyoruz.
Ayaga giyip bakın topugun tam bitiş yerine gelince yani ayagınızın alt kısmını tamamladgnda örğü
Sagdan soldan burunda yaptıgımız gibi şişe ilmek takarak örmeye devam ediyoruz .iki şişte toplam 30 ilmek olana kadar.
Sonra tüm şişlerle örmeye devam ediyoruz.önde ki şişlerlede örüyoruz tabiki.
İstediğiniz boya gelince kesip örgüyü bitirebilirsiniz.

Ayy anlatması hatta yazması çok zormuş yahu.
Benim ilk örüşümdi bu çorabı ama bukadar zorlanmadım valla.

Umarım anlatabilmişimdir.
Örnek olarak üçgen yaptım ben ama ona bi şablon hazırlayıp öyle anlatayım.görsel olarak daha kolay olur anlaşılması.




9 Ocak 2014 Perşembe

FIRINDA KAŞARLI TAVUK


   Evde tavuk varsa o günün kurtarıcısı olur. Bugün ne pişirsem telaşına hızır gibi yetişir.
Benim bitanecik komşum neval abla, benim ilk komşum. Bilirsiniz ilkler kıymetli olur. Heleki çok sevdiyseniz daha özelleşir. İşte neval abla hep hatırlayacağım, hep özleyeceğim en özel komşum olarak kalcak. Biz kapı önü konuşmaları çok yaparız onunla, yan kapı arkasında, bi sıkıntım , ihtiyacım olduğunda yardımıma koşar. Ev ahalisi tavuk yemeyi sevdikleri için değişik tarifleri var tavuk üzerine.
  Buğün ona sordum güzel bi tarif istedim. Biraz farklı tarifti aldığım. Lakin evdeki malzemelere göre değiştirdim birazcık.
  Ama çok çok lezzetli bi tarif deneyin mutlaka.

Malzemeler:

4 tane tavuk butu, yada istediğiniz bölgesi.
1 tane domates rendesi
1 orta boy patates
3 tane sarımsak
Kaşar rendesi
Tuz, karabiber, , kırmızı biber, kimyon, kekik

Yapılışı:

Tavuk yeterli su ile haşlanırken pişmesine yakın patates soyulur ve dilimlenip haşlanan tavuk tenceresine ilave edilir.
Haşlanan tavuk küçük parçalara kesilip borcama dizilir. İstege göre baharat tuz ve domates rendesi ile karıştırılır. Üstüne haşlanan patatesler eklenir ve bir tutam tuz gezdirilir patates üzerine.
  En üste kaşar rendesi serpilir, soyulmuş ikiye bölünmüş sarımsaklar serpiştirilir ve 180 derecede kızarana kadar pişirilir.

Afiyetle...





8 Ocak 2014 Çarşamba

BOL MALZEMELİ PİZZA

Pizza yemeyi seviyorum ama sipariş edip evde yeme taraftarıyım.
İlginçtir ki mutlu oluyorum pizza yeyince. Neden evimde pişmesinki diye düşünüp bi araştırma yaptım. Fakat hepsi birbirinin benzeri tarifler olunca uydurmasyon yaptım.

Hamuru için malzemeler:

1 su bardagı ılık süt
1 tatlı kaşıgı tuz
Minik paket yaş mayanın yarısı.
Yeteri kadar un

Yumuşak bir hamur yapıp mayalanması için , üstünü örtüp 1 saat beklettim hamuru.


Üstünün malzemesi:

Hamur mayalanırken bu malzemeleri hazırlayın
10 tane siyah zeytini çekirdeklerini çıkartıp dilimleyin
10 tane yeşil zeytin dilimleyin
15 adet ince dilim sucuk
7 tane mantari dilimleyin
1 su bardagı haşlanmış mısır
Bolca rendelenmiş kaşar
1 adet yeşil biber halka halka dilimlenir

Ayrıca hamur üstüne sürmek için sos

2 domates rendesi
1 tatlı kaşıgı domates salçası
1 tatlı kaşıgı biber salçası


Yapılışı:

Sos için salçaları ve domatesi yagsız bi şekilde güzelce pişirip altını kapatın.
Mayalanan hamuru yuvarlak tepsiye elinizi hafif sıvı yag ile yaglayıp açın. Kenar kısımları hafif kalın olcak şekilde ayarlayın.
Hazırlanan sosu hamur üzerine kaşıkla yayın, hafif kaşar rendesi serpin ama az.
Mantar, sucuk,biber, zeytinleri ve mısırı hertarafına eşit şekilde serpiştirip en üste kaşar rendesi serpilir bolca. 180 derecede üstü kızarana kadar pişirilir.
Dilimleyip afiyetle yenir.


3 Ocak 2014 Cuma

MENENGİÇ KAHVESİ



Menengiç kahvesi içmediyseniz hemen denemeniz tavsiye edilir.

1 kahve fincanı süt
1 şeker kaşıgı menengiç
İstege göre şeker
1 çay kaşıgı türk kahvesi

Süt ve menengiçi güzelce cezvede karıştırın. Güzelce erimesi lazım. Sonra şeker ve türk kahvesi ekleyip, kısık ateşte güzelce pişirin.
Sıcak servis yapıp hemen şifasını keşfedin bu leziz kahvenin.

Afiyetle...