24 Mart 2014 Pazartesi

BAHAR YORGUNLUĞU

  Sanırım bir haftadır yaşadığım olay bahar yorgunluğu. Ah ah iyisin hoşsun da neden insanı uyuşturuyosun be bahar. Zaten keyfine düşkün biriydim ooo dahada bi keyifçi oldum. Hep bi yan gel yat modundayım. Yapılcak işleri ,motive olup kalktığımda bi çırpıda yapıveriyorum. Nasılsa yarım saatte biter diye uyuşukluğa devam :).
 Aslında güzel bişi bu durum, sevdim yani. Buğün akşama yemeğimde var. Benden rahatı yok yani.


Sağlıcakla kalın...

18 Mart 2014 Salı

ÇANAKKALE

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

Çanakkale içinde aynalı çarşı,
Ana ben gidiyom düşmana karşı,
Ooof gençliğim eyvah

Çanakkale üstünü duman bürüdü,
Dokuzuncu fırka harbe yürüdü,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale içinde bir dolu testi,
Analar babalar ümidi kesti,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale içinde sıra sıra söğütler,
Altında yatıyor aslan yiğitler,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale köprüsü dardır geçilmez,
Al kan olmuş bir tas içilmez,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale'den çıktım yan basa basa,
Ciğerlerim kurudu kan kusa kusa,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale'den çıktım başım selamet,
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale içinde vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni,
Ooof gençliğim eyvah.


Şairler destan yazmış, muharrirler hikayeler yazmış, resmetmiş ressamlar. Her birinde aynı duygunun anlatılışı içimizi yakıyor.

Bu çanakkale türküsünü duyduğumda alkıma Sıhhiye eri'nin anlattıgı anlar hatrıma geliyor.
  Bir sıhhiye eri, Ali Osman'ın şahadetini şöyle anlatmıştır:"anafartalarda bir taarruz anında tabur bomba yağmuruna tutuldu. Ateşkes sırasında Ali Osman'ı gördüm. Bir şarapnel sırtını ve belden aşağısını tamamen parçalamıştı. Yanına vardığımda:"Benden iş geçti, sen ötekilere bak !" dedi ve biraz su istedi. Matarayı ona bıraktım. Biraz sonra geri geldiğimde şehit olmuştu. Gördüm ki içtiği su parçalanmış midesi içinde hala duruyor. Anafartalar'da üç çınar vardır. Onları oraya gömdük."
" Anafartalarda, çınarların, çamların dibinde kabir taşları olmayan, nice Koçyiğitler yatmaktadır."

Daha nice anlatılan bizzat görülüp anlatılan, kimi mucize, kimi yaradanın aşkı ile güçlenmiş, aç, kıyafeti yeterli olmayan, silahsız olan çogunluğun  taş, toprak, şarapnel parçalarını geri atıp savundukları vatan uğruna can vermiş şehitler var.


Bir yazarın Çanakkale için yazdığı satırları paylaşmak istiyorum.
 RUŞEN EŞREF ÜNAYDIN'ın kaleminden.

  "Şimdi ıssız görünüşlü tepelerindeki uğultu, sadece rüzgar sanılmasın. Oralarda nöbet bekleşen yiğit tayfaları gülbank okuyor. Karası , ufku, göğü, gecesi, gündüzü alev, tayfun kesilen şu daracık yerlerde , kızgın demirlere ve delinmez zırhlara, canlu saldırış kalelerine karşı boğuşan adsız fedailer onlardı..
Çelikleri büken, eriten ateş onların bedeniydi. Ateşten kanları söndüren onların kanıydı."


Çanakkalede uzunca bir süre kalmak istiyorum. Her karışı gezip, her hikayeyi yaşlı halktan dinlemek istiyorum.Büyük büyük dedem de orda şehit olmuş.mezarını bulamamıştım lisede gittiğim gezide.
Her bir taşa dokunmak, yanında oturup huzur bulmak. Belki kulağıma bi fısıltı gelir şehitlerden. Kim bilir...

Ruhları şad olsun...

17 Mart 2014 Pazartesi

DEKORASYON ÖRNEKLERİ

  Dün sabah herzamanki gibi güneş doğduktan epeeey sonra uyandım:). Fazlaca uyduğum için bazen vicdanım sızlamıyor değil. Erken kalk imren diyorum ve saatimi benim için, erken olan 9 'a kuruyorum, büyük bi inançla , taki o alarm sesini duyana kadar. Aman azcıkdaha uyuyum derken bi bakmışım ki epeyce vakit olmuş:). Erken kalkmayı ama bunu düzenli olarak uygulamayı bir gün başarıcam, umarım.
 Aa konuyu dağıtmadan anlatayım dün sabah uyandım, fakat normal bir uyanış değildi. Acaba buğün evde ne değişikliği yapsam, modundaydım.
 Epey gezindim evin içinde , eşyaları dinledim yerinde memnun olmayan varmı diye, biraz sohbet ettim evimle. Baktım ki salon perdelerim biraz sıkkın, mutfakta kullandığım ve severek , bi heyecanla diktiğim sarı çiçekli perdelerimi salona taktım.
 Mutfak boynu büyük kaldı evet ama orayada puantiye aşkı ile puantiyeli bir perde dikicem. Tabi model ve fiyat olarak uygun kumaş bulduğumda.
 Neyse o sarı çiçekli perdeler salonda yerini aldı. Bence hoş oldu. Şimdilik ikameti burası sarı çiçekli perdelerin.


 
Bakalım sizlerin düşüncesi ne olacak. Beğeni yada önerilerinizi bekliyor olacağım.
 Renkli günler sizinle olsun.


BLOG DEPOSU'NDA ÇEKİLİŞ VAR



Blogunuzun reklamını,belli bir süre sayfasında yayınlayacak olan BLOG DEPOSU'na teşekkür ediyoruz.
Detaylı bilği için linke tıklamanız yeterli.


http://blogdeposu.blogspot.com.tr/2014/03/hazioz-sponsorlugunda-blog-cekilisi.html?m=1

16 Mart 2014 Pazar

BAHAR


Baharın gelişiyle, filizlenip yeşeren tomurcuktan, Yaradanın mucizesi ile gün gün büyüyen tomurcuktan, açık yeşil renkte, başını göstermiş gün ışığına ulaşmaya çalışan yapraklar belirir önce. Kimi insanda umutda yeşerir , kiminde özlenene kavuşacagı gün , kısalır.
Bir. .. iki . .. derken yeşermeye devam eder tomurcuklar. Tamda bu sırada çiçekler baş gösterir, beyaz, pembe, sarı çiçekler.
Kahverengi dallardan önce yeşil yapraklar sonra renkli çiçekler... Kahverengi dallardan...
Mis kokusu ile büyülü çiçekler...
Meyve yolundaki günleri bekler çiçekler , ansızın çıkacak ve kimilerini dalından koparacak olan rüzgardan habersizce...
Bekler, kahverengi dallardaki çiçekler...
.
.
.

13 Mart 2014 Perşembe

PROPOLİS



 Sağlıklı beslenme ve ekolojik yaşama taraftarı iseniz bu mucizevi besin kaynağı olan propolisden haberiniz vardır. Yok ilk defa duyuyorsanız biraz anlatıp sizide propolis kullanıcıları arasına ekleyelim.  Son zamanlarda arı ürünlerine büyük rağbet var. Bal, arı sütü, propolis herbiri birbirinden değerli mucizelerdir. Zaten arıların yaptığı iş çok ama çok hayrete düşürüyor insanı. Biraz araştırınca bilgi deryası olan ,arıların dünyası bir aşka dönüşüyor.Dilim döndüğünce propolisten bahsedeceğim size.
  Arıların kovanlarını steril etmek ve bakterilerden korumak için propolis kullanıyorlar. Çevrelerindeki birçok ağaç, çalı ve çiçeklerden topladıkları reçinemsi yapıdır. Bu maddeyle kovan içini kapladıklarından dolayı kovanda hayat gayet sağlıklıdır.
  Doğadaki en ğüçlü koruyucudur propolis. Çeşitli iltihaplar, ödemler, cilt lekeleri ve problemleri, kan temizlenmesi ve daha bir çok konuda destek sağlar. Kısacası antibiyotik kullanımı gerektiren konularda en iyi koruyucudur.
  Hamileler ve 2 yaş altı için yeterli araştırma yapılmadığı için, kullanılması uyğun görülmüyor. Lakin 2 yaş üstü herkesin, günlük 2 gr  düzenli olarak tüketmesi ile propolis kullanımı  sağlıklı yaşayama destek olur. Ağaç türü ve bitkinin özü ,renği farklı olduğu için ,propolis renğinde ğişiklik olabiliyor.Bu resimde gördüğünüz propolisi, babam arıcılık yapıyo ve o topladı kovandan. İlk hali yani ,biz bu şekilde tüketiyoruz günlük olarak. Lakin toz ve sıvı hale dönüştürülmüş olarakta satılıyor bazı firmalarda.
 Ama tabi bilinen ve ilk hali ile işlem görmeden tüketmek bence en sağlıklısı.
 Saglıklı günleriniz olsun...

10 Mart 2014 Pazartesi

TAŞ OCAKTA TÜRK KAHVESİ




   Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı kalırmış , derler ya. Türk kahvesini çok severim ben , yalnız içtiğim , sevdiceğim çok kahve sevmez ama artık alışıyor :) yani kahvenin yanında bana eşlik edecek herkesle içmeyi severim kahveyi.
   Eve gelen misafire kahve ikram etmek güzel ve naif bir alışkanlık. Herkes alışsa keşke. Bu bir kültürdür ki taa Osmanlıdan gelen.
  Biliyormusunuz Osmanlı zamanında misafire kahve ikram edilirmiş yanında su ile. Eger önce suyu içerse misafir derhal sofra kurulup karnı bir ğüzel doyurulurmuş, yok direkt kahve içmeye başladıysa karnının tok olduğu anlaşılıp, sofra kurulmazmış.
  Velhasıl kelam kahve kültürünü canlandırmak lazım.

Kahvenin hatırıyla ilğili de bir hikaye var ki ,sizinle paylaşayım.

   Vaktiyle istanbul'da yemiş iskelesi'nde kahvecilik yapan ve başından türlü maceralar geçtikten sonra âmâ düşen bir adamdan naklen üsküdarlı halk şairi vasıf, ondan da naklen reşad ekrem şöyle kaydediyor       Bu adamın bir gün kahvehanesine bir yeniçeri gelip,
– hey arkadaş! müşterilerine birer kahve yap, lakin şu kafire yapma! demiş.kafir dediği de bir köşede oturup nargile içen bir rum gemi kaptanı imiş. ama, hiç süphesiz ki o zaman gözü açık, birer kahve yapıp vermiş. en sonra da iki kahve yapıp
- kaptan, biz de seninle içelim; diye rum müşterinin yanına oturmus.
 yeniçeri,
– heeyy! ben sana o kafire kahve yapma diye tembih etmedim mi? diyince kahveci de,
– kaptana yaptığım kahve senden degil, ocaktandır ağa! cevabını vermiş.aradan zaman geçmiş. sisam adasında büyük bir isyan baş göstermiş. kahveci de yeniçeri ocağında kayıtlı asker olduğu için adaya sevk edilmiş. askerin arasında suyu bulduğuna göre sisam'da asi olan rumlar, ele geçirdikleri türk esirleri bir meydanda müzayede ile satarlar, arttırıp alan da hemen boğazlayıp kesermiş. müzayede ile esir satmaktan kasıtları da, isyan hareketini beslemek için bir nevi yardım toplamakmış.
Gün gelmiş, yemiş iskelesi'nin kahvecisi de rumların eline esir düşmüş ve diğer esirlerle birlikte o meydanda satışa çıkarılmış.
İstekliler kaç kişi ise karşılarına dizilmişler, bekleşirler miş...
o sırada tepeden tırnağa silahlı bir rum gelmiş. bunları gözden geçirdikten sonra bir iskemleye oturmuş. müzayede de başlamış. ilk, bir paradan başlarlarmış. bir can da beş paraya, on paraya kadar çıkarmış. sıra kahveciye gelince iskemlede oturan o sılahlı adam yekden,
– beş kuruş! diye bagırmış.arttıran olmayınca da esiri alıp bir muhafız nezareti altında şehirden çıkarmış. zavallı kahveci, "beni beş kuruşa aldıgına göre kimbilir ne gibi iskencelerle öldürecek." diye düşünürken, ıssız bir yerde o silahlı rum
-korkma, demiş, sen beni tanımadın ama ben seni tanıdım.
hani bir yeniçeri bana hakaret ettigi zaman sen onu dinlemeyip bana kahve ikram eden yemis iskelesi'ndeki kahveci degil misin?

Kucaklaşıp öpüşmüşler...


Sevdiklerinize, ilk tanıştıklarınıza, içinizin ısındıklarına kahve pişirin lakin şöyle taş ocakta pişmeli o kahve. Taş ocakta pişmiş kahve içmediyseniz türk kahvesi içtim demeyin bence. Sorup soruşturun nerde pişermiş , bulup için ne demek istediğimi anlarsınız.
  Sülüklü han da içtim bi kahve aman allahım dedim içerken ilk yudumda köpüklerini hissettim, ardından tatlı acımsılığını lakin yumuşak, akışkan ama leziz diğer yudumları ile her defasında yok böyle bir lezzet dedirtiyo bu taş ocakta pişen kahve.

   Evde pişirmek için taş ocak nerden bulunur napılır araştırma içersindeyim...
   Bulurum yakında merak etmeyin ama.
Hadi sizde bulun bi taş ocak kahvecisi ve bakın tadına.

Şimdiden afiyetle...





6 Mart 2014 Perşembe

İZNİNİZLE İZNE AYRILIYORUM




       Son üç gündür kaç paragraf, kaç satır, kaç cümle oldu yazıp yazıp sildiğim inanın takip edemedim.
     
     

Görüşmek dileği ile.

3 Mart 2014 Pazartesi

KAVRULMUŞ BADEM


Tarçın severmisiniz...
Eğer sevmiyorsanız faydalarından birkaçını söyleyeyim ;
-kan şekeri düşürmede yardımcı
-faranjite karşı dirençli kılar
-yorgunluk gidericidir
-mide dostudur
-zihin yorgunlugunu alır
-bağışıklık sistemini güçlendirir
-migrene karşı önleyicidir
-stres ve gerginliği alır


Gibi birçok faydası olan tarçın her bitki hibi ölçülü kullanmalı. Aşırıya kaçmadan tüketilmeli.

Peki badem severmisiniz...
Kısacıkta bademin faydalarından bahsedeyim;
-omega 3 kaynagı
-kalp ve damar dostu
-tansiyonu düşürür
-kemikleri güçlendirir
-kemik erimesini önler
-hamilelik döneminde tüketildiğinde bebek gelişimi için önemlidir
-yaraların iyileşmesinde destekçi
-tokluk hissi verir
-kan pıhtılaşmasını engellemeye yardımcı (bence en önemli lerinden biride bu. Benim gibi kan pıhtılaşması sorunu olanların düzenli badem tüketmesi kullanılan ilaçlar yanında destekçi besin kaynagı olabilir)



    Badem ve tarçın faydaları arkasından hemen çıtır çıtır bir atıştırmalık tarifi vereyim.
    Ama dikkatli olun bağımlılık yapabilir bu çıtır bademler.
 
   Aslında tarifte esmer şeker kullanılıyor lakin evde olmadığı için deneme amaçlı normal şekerle yaptım ve sonuç mükemmel oldu. Birdahaki yapışımda esmer şeker kullanıcam.

Malzemeler:
200 gr tuzsuz badem
200 gr şeker
200 gr su
Ben bol tarçınlı yaptım 2 yemek kaşıgı
1 tatlı kaşıgıda karabiber ekledim

Yok bben yapılışını resimli görmek isterim derseniz. Buyrun komşu blog sayfasına davetlisiniz.
http://sinfeyyemek.blogspot.de/2013/09/kavrulmus-sekerli-badem.html?m=0
 Bu link ten ulaşabilirsiniz.


Sıcak yemeside ayrı ,Soguduktan sonra ise ayrı bir keyif.
Badem şekeri çıtırlıgında aromalı bir lezzet.

Afiyet olsun...

1 Mart 2014 Cumartesi

LİMONLU KURABİYE





    Limon sevdası ayrı bir tutkudur. Ne demek istediğimi ancak bir limon sever anlar. Buğün canım böyle limon ekşiliğinde lakin çıtır bir kurabiye isteyince ufak bir araştırma sonucu uydurmasyon malzeme ve ölçüler ile bir karışım yaptım ve işte tamda aklımdan geçip ruhumla ve sevğimle birleşince bu tarif ortaya çıktı.
   Bu kurabiyeyi ısırıp gözlerinizi kapatın ve çiğnemeye başlayın , o limon kokusu önce içinize dolcak arkasından tatlı mayhoşluk tam yutkunurken bogazınızı yakıp geçerken o çıtır şeker taneleri , mayhoşluğun yerine geçip tatlı bir esinti kalcak damağınızda. Bir tane daha , bir tane daha yerken limon sevdalıları kulubüne hoşgeldiniz tabelası gözünüz önüne gelicek.
   Merakta bırakmadan tarife geçeyim.

 Malzemeler:
2 çay bardağı zeytinyağı
1 çay bardağı toz şeker
1 limon suyu
2 limon kabuğu rendesi
1 adet kabartma tozu
Yeteri kadar un

Üzeri için toz şeker.

Un hariç diğer malzemeler güzelce karıştırılır ve azar azar un ilavesi ile ele yapışmayacak kıvamlı yumuşak bir hamur yoğurun.
 Fırını 180 dereceye ayarlayıp. Yağlı kağıt serili tepsiye ceviz büyüklüğünde parçalar kopartıp yuvarlayın ve üzerine bastırıp, her iki tarafınıda şekere bulayıp tepsiye dizin.rengi hafif değişene kadar 8 ila 10 dakika yeterli olur pişirin. Fakat kurabiyenin kalınlıgı pişme süresini değiştirir. Kontrol ederek pişirin.ve tepside dinlendirip.sonra servis yapın.

  Yapıp beğeni yada önerilerinizi bildirin lütfen. Bekliyor olacağım.

Afiyetle..