18 Mart 2014 Salı

ÇANAKKALE

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

Çanakkale içinde aynalı çarşı,
Ana ben gidiyom düşmana karşı,
Ooof gençliğim eyvah

Çanakkale üstünü duman bürüdü,
Dokuzuncu fırka harbe yürüdü,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale içinde bir dolu testi,
Analar babalar ümidi kesti,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale içinde sıra sıra söğütler,
Altında yatıyor aslan yiğitler,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale köprüsü dardır geçilmez,
Al kan olmuş bir tas içilmez,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale'den çıktım yan basa basa,
Ciğerlerim kurudu kan kusa kusa,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale'den çıktım başım selamet,
Anafarta'ya varmadan koptu kıyamet,
Ooof gençliğim eyvah,

Çanakkale içinde vurdular beni,
Ölmeden mezara koydular beni,
Ooof gençliğim eyvah.


Şairler destan yazmış, muharrirler hikayeler yazmış, resmetmiş ressamlar. Her birinde aynı duygunun anlatılışı içimizi yakıyor.

Bu çanakkale türküsünü duyduğumda alkıma Sıhhiye eri'nin anlattıgı anlar hatrıma geliyor.
  Bir sıhhiye eri, Ali Osman'ın şahadetini şöyle anlatmıştır:"anafartalarda bir taarruz anında tabur bomba yağmuruna tutuldu. Ateşkes sırasında Ali Osman'ı gördüm. Bir şarapnel sırtını ve belden aşağısını tamamen parçalamıştı. Yanına vardığımda:"Benden iş geçti, sen ötekilere bak !" dedi ve biraz su istedi. Matarayı ona bıraktım. Biraz sonra geri geldiğimde şehit olmuştu. Gördüm ki içtiği su parçalanmış midesi içinde hala duruyor. Anafartalar'da üç çınar vardır. Onları oraya gömdük."
" Anafartalarda, çınarların, çamların dibinde kabir taşları olmayan, nice Koçyiğitler yatmaktadır."

Daha nice anlatılan bizzat görülüp anlatılan, kimi mucize, kimi yaradanın aşkı ile güçlenmiş, aç, kıyafeti yeterli olmayan, silahsız olan çogunluğun  taş, toprak, şarapnel parçalarını geri atıp savundukları vatan uğruna can vermiş şehitler var.


Bir yazarın Çanakkale için yazdığı satırları paylaşmak istiyorum.
 RUŞEN EŞREF ÜNAYDIN'ın kaleminden.

  "Şimdi ıssız görünüşlü tepelerindeki uğultu, sadece rüzgar sanılmasın. Oralarda nöbet bekleşen yiğit tayfaları gülbank okuyor. Karası , ufku, göğü, gecesi, gündüzü alev, tayfun kesilen şu daracık yerlerde , kızgın demirlere ve delinmez zırhlara, canlu saldırış kalelerine karşı boğuşan adsız fedailer onlardı..
Çelikleri büken, eriten ateş onların bedeniydi. Ateşten kanları söndüren onların kanıydı."


Çanakkalede uzunca bir süre kalmak istiyorum. Her karışı gezip, her hikayeyi yaşlı halktan dinlemek istiyorum.Büyük büyük dedem de orda şehit olmuş.mezarını bulamamıştım lisede gittiğim gezide.
Her bir taşa dokunmak, yanında oturup huzur bulmak. Belki kulağıma bi fısıltı gelir şehitlerden. Kim bilir...

Ruhları şad olsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder